...
10 Ekim 2006
18 Eylül 2006
Herkesin Ramazanı ve bayramı mübarek olsun şimdiden. Sizler için ve benim için bereketli geçer inşallah temizlenmiş olarak sonuna ulaşırız.
Hepinizi çççoookkkk seviyorum. Allah'a emanet olun. Dualarınızda benide hatırlayın.
Merak eden sevgili arkidişlerime not : Hayatımda herşey çoook güzel çok şükür. Eğer Rabbim mucizesini gerçekleştirir ve hamile kalırsam anında burdayım haberiniz olsun herkesede haber vereceğimdir :)
13 Eylül 2006
Fıkra bu!
********************************
Temel, arkadaşıyla yolda giderken elindeki çakısıyla parmağını kesti.Biraz ötede sağlık ocağı vardı. Temel:-Ben şurada pansuman yaptırayım, dedi. İçeri girince karşısına ikikapı çıktı. Birinde -Hastalıklar-, ötekinde-Yaralar- yazılı idi -Yaralar-kapısından girdi. Yine önünde iki kapı vardı. Birinde -Et-, ötekinde -Kemik- yazıyordu. -Et- kapısından girdi. Yine iki kapı çıktı karşısına.Birinde -Önemli-, ötekinde -Önemsiz- yazıları vardı. -Önemsiz-kapısından girince kendini sokakta buldu.Arkadaşı sordu:-Nasıl iyi baktılar mı?-Hayır; ama organizasyon müthiş.
*********************************
Mahkemede hakim, Temel'e sormuş:-Kiminle evlisin?-Bizum kariylan!
Hakim sinirlenmiş:-E, herhalde, sen hiç erkekle evlenen duydun mu? -Duydum tabi, nasil duymadum!..-Kimmiş?-Bizum kari.
*********************************
Temel, bir binanın altıncı katından düşer. Hemen etrafına birkalabalık toplanır. Yoldan geçen biri kalabalığı yararak, yaralıTemel'in üzerine eğilip sorar: -Ne oldu? Temel, zorlukla:-Vallahi bilmeyrum. Ben de şimdi celdum.
*********************************
Temel, eczane açar. İlk müşterisi gelir:-Bana bir sinek ilacı verir misiniz?
Temel:-Tabii, sineğunuzun nesi var?
12 Eylül 2006
Yanmasın
11 Eylül 2006
Verilmiş sadakamız varmış
08 Eylül 2006
Bir şehit ailesiyle röportaj :(

Şehit Asteğmen Zeki Burak Okay’ın cenaze töreninde ‘Vatan sağ olsun demeyeceğiz.’ sözleriyle gündeme gelen acılı anne ve baba, Nuriye Akman’a konuştu: “Oğlumuz 3 aylık eğitimle Hakkari’ye gönderildi. Profesyonellik isteyen bu savaşa iyi yetişmiş askerler gitmeli.”
Şehit Asteğmen Zeki Burak Okay, hafta başında Bursa’da toprağa verildi. Cenaze töreninde anne ve baba “Oğlumuzu ne idüğü belirsiz savaş denilen bir olayın içine soktular. O şehit olmadı. Vatan sağ olsun demeyeceğiz.” diye isyan ettiler. Arkasından Başbakan Erdoğan “Askerlik, yatma yeri değil.” dedi. Aşağı yukarı Burak’ın yaşlarında bir erkek evlat annesi olarak Okay çiftiyle birlikte ağlamak, bu sıra dışı tepkinin gerekçelerini anlamak istedim. Konuşmamızı aktarırken sorularımı aradan çektim ki onlara daha kuvvetli bir empati yapılabilinsin. Herkes acısını farklı kelimelerle ifade eder. Sözün kabuğuna değil özüne bakılırsa 50 yaşında Bursa’da özel bir şirkette yönetici olan Sezai Bey ile 47 yaşında bir dershanede biyoloji öğretmeni olan Neriman Hanım’ın dikkate alınmaya değer bir arzusu var: “Düşmana karşı savaşan askerlerimiz iyi yetişsin. Üç ay gibi kısacık bir eğitimle, beyniyle, bedeniyle savaşa hazır olmayan, tecrübesiz çocukları son derece profesyonellik isteyen özel bir savaşa pisi pisine göndermeyelim.” Söyleyin, haksızlar mı?
[NERİMAN OKAY] Yatarak askerliğini yapanlar da var

Ben savaşa, düşmanlığa karşı bir anne olduğum için oğlumu eline oyuncak silah vermeden büyüttüm. Küçücüktü, bisiklet almadım ona bisikletle gezerken araba çarpar, ölür diye. Kavga etmesini öğretmedim oğluma. Dedim sakın arkadaşlarınla kavga etme. Onlar vurursa sen kaç yavrum. Kimseyi incitmemiştir, hiç kavga etmemiştir. Benim oğlum bebeklerle oynayarak büyüdü. Üniversite çağı geldi. Balıkesir Makine Mühendisliği’ne tutuyordu puanı. Yavrum dedim oralarda anarşistler var, ne olur ne olmaz gitme. Ben oğlumu İngilizce eğitimi alsın, istediği gibi bilgisayar mühendisi olsun diye özel üniversitede okuttum. Var gücümü senin için harcayacağım dedim. (Ağlıyor) Bahçeşehir Bilgisayar Mühendisliği’ni 4 senede bitirdi. Kız arkadaşı ile evlenme kararı aldılar. Bir an önce askere gideyim anne dedi. Kısa dönem yapabilir diye düşündüm. 23 yıl eli kalem tutmuş bir insanın üç aylık eğitimle PKK’ya karşı gönderileceği hiç aklıma gelmedi. Gelseydi belki çocuğuma işletme mastırı yaptırırdım. Açıköğretime kayıt yaptırırdım. Yurtdışına gönderirdim. Herkes öyle yapıyor. Çocuğum bunları istemedi. “Ben üzerime düşen görevi yapacağım anne.” dedi.
BAŞBAKAN’IM BENİ YANLIŞ ANLADI
Biz devlete, askere karşı değiliz. Sağ olsun Başbakan’ım böyle anladı beni. Şehit anneliğini kabul etmiyormuşuz! Ben oğlumu keşke gerçek bir savaşta kaybetseydim. Benim oğlum pisi pisine ölüme gönderildi, ben onun için üzülüyorum. Komutanlarıma diyorum ki lütfen askerliği meslek yapın, adam gibi asker yetişenleri oraya gönderin. Oğlumun yemin töreninde gördüm. Öyle canavar asker yetiştirmişler ki, yürüyen arabalar üzerinde yer değiştiriyorlar. Arabanın altına girip, bomba koyup, arabadan çıkabiliyorlar. Böyle asker yetiştirebiliyorsak yetiştirelim. Daha çok vergi verelim. Onlar daha çok silah alsınlar. Daha profesyonelce ordu yapsınlar. Ama bizim evlatlarımız pisi pisine gitmesin. Bir sürü askerimiz var batıda. Kuaförlük yapan askerleri toplayıp eğitsinler ve göndersinler oraya. 20 tane asker orayı koruyamaz. Oraya binlerce asker göndersinler o zaman. Oradaki PKK’nın savaştığı gibi savaşmayı öğretsinler. Madem bizim düşmanımız Kandil’de, neden Lübnan’a gidiyoruz da Kandil’e çıkmıyoruz?
Ben şehit annesi olduğum için övünmüyorum. Hiçbir zaman övünmeyeceğim. Başbakan’ımız Bursa’daki öbür şehidin annesine baş sağlığı dilemiş. Benim oğlum için bana dilemedi. Çünkü ona göre ben şehit anneliğini kabul etmiyorum! Bütün herkes duysun. (Bağırıyor) Ben şehit anneliğini kabul ediyorum ama ben şehit annesi olduğum için övünmüyorum. Benim isyanım ne askere, ne devlete. Oğlumun pisi pisine gitmesine isyanım. Bugüne kadar çocukları ölmüş anneler acılarını dile getiremediler. Ben öyle bir şehit annesi olmak istemiyorum. Türkiye’nin kaderi değişmeli. Ben askerliğin profesyonelce yapılması için ne kadar çok uğraşmam gerekiyorsa o kadar çok uğraşacağım.
Sayın Başbakan’ıma yatarak askerlik yapanları hatırlatmak isterim. Komutanların çocuklarına evinde İngilizce dersi verenler de batıda gazinolarda şarkı söyleyenler de askerlik yapmış oluyor. Kuaförlerde komutanların eşlerinin saçlarını boyayanlar da... İşte bunlar yatarak askerlik yapıyor. Paşanın kapısında nöbet bekleyen, “Komutanım vukuat yoktur.” (bağırarak söylüyor) diyenler de askerlik yapıyor. Benim oğlum da öyle bir askerlik yapsaydı eşitlik olurdu. Askerlik en şerefli, en zor meslek olmalı. Bizim ailemizde asker de var. Biz askere karşı değiliz. Bizim amcamız yüzbaşı. Ve yıllardır PKK ile savaşıyor. Ama asker eğitimi aldı o. Asker okullarında okudu. Kendini savunmasını biliyor. Askerlik yapmadığı yer kalmadı. Tunceli’de yaptı, Kars’ta, Doğubayazıt’ta, Bingöl’de yaptı.
OĞLUM İKİ KERE ATIŞ YAPMIŞ
Benim oğlum Foça’da üç aylık eğitimden sonra savaşmaya gitti. Foça’da ere de aynı eğitimi veriyorlar. Komutana da aynı eğitimi veriyorlar. Eğitim beş kilometre koşmak, beş kilometre geri gelmek. Dağın ortasında bırakıp, yönünüzü bulun, geri dönün demek. Sürünmek. “Anneciğim sadece iki kere silah attım.” diyor oğlum. “Silahları öğretiyorlar; ama üç ayda silah öğrenilmez ki.” diyor. “Ben yıllarca bilgisayar mühendisi olmak için okudum anneciğim.” diyor. “Ama bana burada komutan olacaksın diyorlar.” diyor. “Başka şansım yokmuş annem; ama ben kendimi korumayı beceremem ki.” diyor. Bunları Foça’dan döndüğünde, Hakkari’ye gitmeden önce söyledi. Hakkari’ye göreve gideceği zaman “İnşallah sağ dönerim, inşallah yapabilirim görevimi annem.” dedi. “Ama çok zor.” dedi. Çünkü yeterli eğitim yok. Üç ayda askerlik öğrenilir mi? Ben bunları dile getiriyorum ki torunlarım ölmesin. Bir tanecik küçük kızım var. 16 yaşında idi oğlum, onu doğurduğumda. İyi ki doğurmuşum onu yoksa hiç evladım kalmayacaktı….
SEZAİ OKAY: Eğitimsiz çocuklar savaşa gönderilmesin
Benim oğlum tabii ki şehit. Ama oğlum atalarımız gibi Anafartalar’da, İnönü’de şehit olmalıydı, ne idüğü belirsiz bir şey için değil. Yoksa şehitlik kadar güzel bir mertebe var mı? Başbakan’ımızın “Askerlik, yatma yeri değil.” demesi beni çok üzdü. Benim çocuğum askerlik yapacak yapıda değil ki, o bilgiye, o tecrübeye sahip değil ki. Üç ay eğitim almış. Profesyonel değil ki. Eşkıya ile karşı karşıya geldiğinde kendini koruyabilir mi? O entrikalara cevap verebilir mi? Ben ülkemizin çocukları böyle heba olmasın diye bir misyon üstlenmeye çalışıyorum. Ben bu ülkeyi çok seviyorum. Güçlü bir ordumuz olsun istiyorum. İnsan sayısı kabarık olmasın; ama bütün mensupları profesyonel olsun. Aksi takdirde bunun altından kalkamayız. Genelkurmay Başkanı’mız da “Orduyu küçültmemiz; ama kuvvetlendirmemiz lazım.” diyor. Ben kimseyi suçlamadım. Ben sadece savaşmayı bilen, bilinçli insanları göndersinler diye feryat ettim. Başbakan’ımız Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanıdır. “Ben bu ailelerin ne demek istediklerini, acılarından dolayı böyle konuştuklarını anlıyorum. Haklılar da. Biz daha farklı bir şeyler yapmalıyız” demesini beklerdim.
Ben vatan sağ olsun demeyeceğim. Demeyişimin sebebi şu: Yetsin diye, yeter diye, yeter! Yeter demeyelim bunları diye ben öyle söyledim. Benim vatanım sağ olmasın anlamında söyler miyim hiç? Hemen alsınlar beni askere. Yemin ediyorum oğlumdan daha iyi orada nöbet tutarım. Ama benim yavrum bir kuzuydu. Yıllarca uğraştım iyi bir eğitim alsın diye. Yavrum nişanlandı. Askerden gelir gelmez evlenmek istiyordu. “Oğlum niye acele ediyorsun?” dedim “Baba insanın sevgilisinden uzak kalması ne demek, sen biliyor musun?” dedi. Evcimen bir çocuktu. İnanın ben sinekleri öldürürken “Baba bunların canları yok mu, niye vuruyorsunuz?” derdi. Bir de gül gibi bir kızım var, ellerinizden öper. Annesi çok zorladı tek çocuk olmaz, bir daha olsun diye. Bu yıl ilkokul üçe gidecek. Sapsarı saçlı, yeşil gözlü. Güzelim, yavrum benim…
Genelkurmay’dan bize asla bir tepki gelmedi. Ben sadece çocuklar eğitimsiz oraya çıkmasın dedim o kadar. Bu benim misyonum artık. Şehit ailesi dernekleri var. Buna benzer sivil toplum örgütleri var. Oralarda bunları dile getireceğim. Düşüneceğim başka neler yapabilirim diye. Bunu asla birilerini alt etmek, birilerini mahcup etmek, tökezletmek için değil, ülkemize faydamız olsun diye söylüyorum.
Burak kısa dönem gitmek istiyordu; ama 12 ay çıktı. Çok üzüldü. Olsun dedim oğlum, 12 ay da çok değil. Düşünün hayatı boyunca doğru dürüst koşmamış, top bile oynamamış bir çocuk Foça’da komando eğitimi alıyor. O kadar zor bir eğitim ki. Bedeni alışık değil ki ona. Uygun değil ki kişiliği ona. Düşünün üç beş gün sonra, beş kilometre koşturuyorsunuz. On beşinci gün yirmi kilometre koşturuyorsunuz.… Dağa gece bırakıyorsunuz. Haritayla geri gelmesini bekliyorsunuz. Bunları yapabilirler mi, mümkün mü? Üç ay sonra bandolar eşliğinde şanlı şerefli, teğmen oldu. Gurur duydum. O elbiseler nasıl yakıştı. Güle oynaya omuzlarına apoletler taktım. 15 gün sonra “Hakkari Köprülü’yü çektim baba.” dedi. Açtık bilgisayardan Hakkari Köprülü neresi, aman Allah’ım. Şöyle bir dağın arası. Zapsuyu’nun geçtiği bir tabur. Eyvah dedik. Ne yapacak bu çocuk? Ama belli etmedik. Gitti yavrum. Aradan bir buçuk ay daha geçti. Her gün görüştük. Bilgisayarı yanındaydı. Eminim korkuyordu. Ama hiç belli etmiyordu. Benim yavrum beceremese de, bilemese de dimdik askerlik yaptı. Ama dediğim gibi o hain pusulara cevap verecek güçte, tecrübede değildi.
GİZLİ GİZLİ AĞLIYORDUM

Allah’ım yavrumun başına böyle bir şey gelirse ben ne yaparım diye gizli gizli ağlıyordum. (Ağlıyor) İşyerinde kaçıyordum bir kenara, arkadaşlarım görmesinler diye. Sakinleşip geri geliyordum. Dayanamıyordum o çocuklara. Bakın bunları bir tek ben söylemedim. İzmirli bir şehit anası da aynısını söyledi. Demek ki bir gerçek var. Bunun altında kötü bir mana aramaya gerek yok. Genelkurmay Başkanı’m da “Biz yeniden bir yapılanmaya gideceğiz.” diyor. Niçin söylüyor, o da biliyor bunları. O da biliyor yeterince tesisatlı, tecrübeli olunmalı. Özel tim gerekiyor. Öyle çocuklar var ki, o taburda dönem birincisi olmuş. Çocuk istese memleketi Ankara’ya gidecek. Hayır demiş ben Şırnak’a gideceğim. Böyle çocuklarımız da var. Ama benim çocuğum onu diyecek yüreklilikte değil. O bilgide, o tecrübede değil. Herkesin yapısı farklı. O kadar çok insan var ki ülkemizde işsiz güçsüz dolaşıyor, asker olmak, PKK ile savaşmak istiyor. Savaşçılık var ruhunda. Başbakan’ım niçin yanlış anlıyorsun beni? Benim evladım şehitlik mertebesinde, Allah katında en iyi noktada. Her gün yapılan dualarla benim çocuğum anılacak. Şehitlerimizin ruhuna el-fatiha denecek. Bundan daha güzel ne olabilir ya. Ben elhamdülillah Müslüman’ım.
07.09.2006 NURİYE AKMAN (Zaman Gazetesi)
Bu sene cebite gelemeyenler için birkaç görüntü :)



















Ancak akşama doğru dolaşma imkanım oldu ve çok yorgundum sadece bir kısmını dolaştım ve fotoğraf çektim. Sırf sizin için sevgili arkidişlerim. Görmeyen bilmeyen kalmasın diye. Geçen yıl yarışmalara katılmıştım ama bu yıl hiiiiiç enercim yoktu. Öööle baktım geçtim. Zati çokda bişe yoktu. Bugün gitmedim. Yarın görevliyim yine. Daha yoğun olur sanırım. Napalım ekmek parası. Çalışcez mecburen. Fotoğraflar cep telefonuyla çekildiği için fazla kaliteli deel. Kusura bakmayınız :)
07 Eylül 2006
Bu gece Beraatımıza vesile olur inşallah
Tüm yorumlarınız için çoook teşekkür ederim. En kısa zamanda hepsine cevap yazacağım inşallah.
05 Eylül 2006
İyiki doğmuşum be :P
Benim işyeri müthiş organizasyonlarına devam ediyor. Bu yıl Cebitten yer kapatmışlar. Bende 6-8-9 Eylül'de görevliyim. Olurda bugünlerde buralara gezmeye gelen olursa. Benide görmek isterseniz. Fındık fıstık atmayın lütfen :P Kafese fazla yaklaşmayın. Isırabilir diğer arkidişler :P Şaka şaka. Gelin görün ne salah bir yerde çalışıyorum. Dertlerimi anlayın. Böhüüüüü :((( :)) Eğer bugünlerde cebite gidecek olan varsa. Bana mail atsın bende ona gerekli bilgileri vereyim. Görüşelim. Görüşmek istemezsenizde siz bilirsiniz karrdeşim aaa:P mail adresim : potansiyelariza@hotmail.com görüşelim kaynaşalım gülelim eğlenelim :)
04 Eylül 2006
Allem ettim kallem ettim muradıma erdiiimmmm :P

Geçen hafta aciip yoğundum. Yorumlarıda geç yayınladım kusura bakmayın. İşyerinde bir seminer organizasyonu vardı. Bizim apti patronlar 10 gün kala haber verip benimle birlikte ebleh suratlı müdireciğimi görevlendirince siz tahmin edin artık ne kadar yorulduğumu ve bunaldığımı. Kadın mail atamıyor beni çağırıyor. Google giremiyor beni çağırıyor. http://www.google yazmış bu girmiyor yaaa niye yaaa diye mızıldanıyor. .com yaz bakalım ne olacak dedim. aaa girdi diyor salah yaa. Böyle şeyler işte. Çok şükür seminer çok güzel geçti. İki kişinin herşeyi düzenlediğine kimse inanmadı ve patronlardan bir teşekkür almadık. Mesai vereceklermi bakalım. Versinler araba ödüyoruz :P
Geçen hafta birde araba işleri ile uğraştık. Tabii bu kısım zevkliydi :P Sevgülü koçişim ekonomimizin uygun olmadığını söyleyip dursada babam işin içine girdiği için ona birşey diyemedi. Babamın tanıdığı yere gittik. Fiyat bakımından en uygun olanını seçtik. Biraz birikmiş paramız vardı. Babamda 3 milyar kadar destek olunca peşinatı verdik. Kalanada kredi çektik. Bütün işlemlerden sonra cumartesi arabamıza kavuştuk. Henüz bana kullanmak nasip olmadı ama annemlerdede bundan vardı biliyorum nası bişi olduğunu :P Neyse koçişden arada kaçırırım :P Zaten öteki araba benim en sevdiğim arabam o yüzden buna pek hevesli değilim. Koçişde bu markayı seviyor. Anlaştık bizde. Kimsenin kimsede aklı kalmıyor :) Sadece kredi taksitleri bizi biraz sıkıştıracak. Bir süre iktisatlı yaşamamız gerekecek. Olsun minibüslerde sürünmekten iyidir. Millete lüks gelebilir ama bizim için ihtiyaçtı. Allah isteyen herkese daha iyilerini nasip etsin. Kazasız günlerde kullanmak nasip etsin. Tez zamanda borçlarımızı ödemeyi nasip etsin. AMİN :)
28 Ağustos 2006
Bir hışımla geldi geçti hey hey heeeeyyyy :)
Cumartesi öğleden sonra eşimin arkadaşı geleceği için cumartesi sabah artık çöp ev konumuna gelen evimi temizledim bir güzel mis gibi oldu. (Temizlikçi hala gelmedi yaa :(( ) Hazır derli toplu temizken resmini çekeyim dedim. Cif adamlar yardıma gelmedi her bişeyi tek başıma yapmak zorunda kaldım. Aciip yoruldum. Şıpır şıpır ter döktüm. Bir hafta yatacağım :P
Bir güzel cifle çamaşır suyuyla her yerleri temizledikten sonra tatlı için sütlaç yapmaya karar verdim. Ocağın bir gözüne pirinçleri bir gözüne sütü koydum. Gittim blog okumaya onlar kaynarken bir iki okurum sonra işime devam ederim dedim. Dırınınımm. Sen dal blog okumaya. Süt kaynasın kaynasın kabarsın kabarsın artık dayanamasın taşsın. Bir güzel yansın. Havayı bir koku kaplasın. Mutfağa nasıl koştum ocağın altını nasıl kapattım hatırlamıyorum. Ve öylece sandalyeye oturduuuummm kaldııımmmm :S Bir süre sonra kendime geldim ve hooop yeni baştan ocağı bir güzel cifledim. Sonra yaptım sütlacı bu sefer başından ayrılmadım tabe :) Bu sütlacı 3.yapışım ilk yaptığım tam oldu çok lezzetliydi. İkinci yaptığımda tarifi hatalı uyguladım çok koyu oldu. Bundada çok sulu oldu. İnşallah dördüncüde tutturacağım :P

Eşimin arkadaşı geldi. Onlar takıldılar bende kendi halime takıldım. Yemek vs yedikten sonra saat 22:00 gibi hadi gezmeye gidelim dediler. Bende lunaparka gidelim nolooooorrr dedim. Eşim hiç sevmez arkadaşıda bana destek olunca attık kendimizi oyuncakların dünyasına. Eşim sadece birşeye binebildi. Sonra koptu midesi bulandı :) Ben ve arkadaşı her bişeye bindik. En sonunda bizimde haşatımız çıkmıştı :)) Mideler berbattı. Bağdat caddesinden gezerektan eve geldik. Tuzlu ayran yaptım mideleri oturttuk. Saat zaten 2 olmuştu. Yattık uyuduk. Pazar günüde formula heyecanı ile geçti. Ben Massa yı tuttum ve Massa kazandı eheueheuehuee :P
25 Ağustos 2006
Kel alaka :)
İlk resimde şoforun yanındaki koltuğuna birisi oturmuş (sanki özel arabam :P)sinir oldum arkaya geçtim. Dedim bir pozda burdan yakalayayım. Ancak böyle oldu çünkü o sırada biri geldi oturdu tip tip bakıyordu vazgeçtim bende :Pİkinci resim bitmek tükenmek bilmeyen insanı çıldırtan yol çalışmalarından bir örnek. Daha önce o yolu belediye yapdı. Yeni yani. Şimdi baktım İSKİ aynı yeri kazmış. Plansız ve programsız hareket etmenin cezasını sürücüler çekiyor. Minibüscülere ve o yoldan geçmek zorunda olan taksicilere çok üzüldüm.
Üçüncü resimde sevgülü anneciğimin elcağızıyla yaptığı un kurabiyesi var. Erkek kardiş istemiş oda acil yapıverdi. Pek uğraşmadı sıcaktan bayılcekti yoksa.
Dördüncü resimde annemlerin kapısında asılı böyle bir evim olsun istiyorum. Ama böcek olmasın :P
23 Ağustos 2006
:)P

Minibüste şöförün yanı boş olanları tercih ediyorum mümkünse. Çünkü içerideki itiş kakışdan etkilenmiyorum. Şunu uzatırmısın bunu uzatırmısınla muhatap olmayıp 5 bilinmeyenli denklem çözmek zorunda kalmıyorum. Ayrıcada eğer çok şanslıysam pencere açık oluyor ve püfür püfür estirerekten yolculuğuma devam ediyorum. Dün yine böyle şanlı bir günümde geçtim kuruldum ön koltuğa ve önümde bu levha vardı aciip güldüm :)
Yarın tatil olsa hiç fena olmayacaktı zira embesil müdireme dayanacak sabrımın son demlerindeyim zar zor dayanıyorum. Buradaki insanların negatifliğindende öğk geldi artık. İnsanı pestil yapıp koyuyorlar. Azcık pozitif enerjin varsa sömürüp atıyorlar. Hiçbirşeye hevesin kalmıyor elini kolunu kaldırasın gelmiyor. Neyse etkilenmeme azminde devam edeyim ben az daha.
Çok cin gördüm kendimi
Sular kesik hepi topu iki kova var dolu. Küfeti doldurmuştum ama sızdırıyormuş su akmışşş gittmişşş. Deponun suyuda bitince kaldık ortada. Sinir bir durum.
Eşimin kuzeni ve benim kuzenin üniveriteyi kazandıklarını öğrendik pek bir mutlu olduk.
İşyerinde ortalık malı oldum. İki müdürlüğün müdürüde beni kendi elemanı olarak görüp iş veriyorlar. Niye öyle demeyin karışık işler anlatamam :P
Kenan Doğulunun Çakkıdı şarkısı şu aralar favorim.
Sırtım ağrıyor. Sürekli pc başında oturmaktan.
Öğlen bicmac menü yedim büyük boy. Doymadım midem kazınıyor. Midemmi genişledi acaba normalde doyardım. Sinir oldum. Keşke yemeseydim. Kebap ısmarlasaydım :P İştahım fena durumda. Yağlar çoğalmakta fücutta. Biliyorum sağlıklı beslenmeliyim. Fekat bütün sağlıklı yiyeceklerden midem bulanıyor napem.
22 Ağustos 2006
Bil Bakalım :P
Bunun ne olduğu hakkında herhangi bir fikri olan varsa ya şimdi konuşsun yada sonsuza dek sussun :P
Peki ya bu? Kim kazandı? Kim mars oldu? Oyuncular kimler? Hepsi ve daha fazlası sooonraaa :P :)))))
21 Ağustos 2006
Sabah öğle arası
Sabah sabah
İşyeri yine aynı kıl insanlarla başladı. 1-2 kişide tatilden döndü. Curcuna var. Müdirehanımcığım yine sabah sabah bir salahlığını gösterdi. Birine mail atacakmış benden adresini istedi. Ü yü U yazması gerektiğini belirttim. Çünkü Ü olarak yazıyordu. Birde @ işaretini söylemeden direkt yahoo.com dedim. @ işareti var dimiiii??? diye salah bir soru sordu. Birde bu süper müdirecim millete kendi mailini verirken türkçe karakterli veriyor. Sonrada mıy mıy peşimde dolanıyor. Mail atmışlar gelmiyor bilmem ne diye. Word ve excel de yapamayıp sorduğu şeylerden ise hiç bahsetmiyeyim :) Sen onca yıl oku eğitim al kendini geliştir. Salağın biri gelsin başına müdür olsun. Ekmek parası katlanıyoruz napalım.
19 Ağustos 2006
Miraç kandiliniz mübarek olsun
18 Ağustos 2006
Hüzün
Bugün işe gitmedim. Uyuyakalmışım. Aradım müdürehanım yokmuş. Gelmiyorum o zaman dedim. Hiçbirşey yapmak istemiyorum. Yapılacakta birsürü şey var. Eşimin haftaya işi başlıyor. Takım elbiseler kuru temizlemeye götürülecek. Evde yağ şeker çay kalmadı. Birsürü şey bitmiş. Alışveriş lazım. vs vs vs. Neyse birazdan çıkarım.
17 Ağustos 2006
No Title
Depremin yıldönümü geldi yine. Ne değişti diye bakılırsa hiçbirşey. Ne değişecek hiç bir şey. Bir sallantı daha olup. İyi bir temizlik olmadıktan sonra da düzelmeyecek. İnsana saygı yok. Cepleri parayla doldurmak amaç. Canlar önemli değil. Hala daha önce plan çiziliyor. Sonra zemin etüdü yapılıyor. Az katlı olması gereken yere çok kat izni veriliyor. Bol rüşvetle. İnşaat olmaması gereken yerde inşaat oluyor. Yapı kalitesi zaten yok. Yapılan deprem çalışmalarınada hiiçmi hiiiç güvenmiyorum. Akademisyenler ayrı bir alem. Birlikte ortak bir şeyler üretmek yerine. Yapılanı beğenmeyip çamur atmakla vakit geçiriyorlar. Birbirlerinin kuyusunu kazıyorlar.
Allah depremde ölenlerin mekanlarını cennet eylesin. Zaten inşallah manevi şehit oldular. Nur içinde yatsınlar.
Çok Şükür :)
:S
Bu resimdeki modelin bilekliği (yarısı taşlı idi) vardı geçen yıl baya bir para verip almıştım. Normalde takı almam sevmemde. Zümrütü çok sevdiğim için ve zümrüt bir yüzüğüm olduğu için takım olsun dedim aldım. Sonuçta dün itibariyle kendisi piyasada yok. Bulamıyorum. İşyerinde yok. Akşam yemeğe gittiğimiz yeri arayıp soracağım. İnşallah oradadır. Sadaka niyetine gitsin artık bulunmazsa. İhtiyacı olan biri bulsun. Ama ben çok üzüldüm :S
13 Ağustos 2006
Misafir haftası :)
Ayak bileklerim ve ayak tabanlarım çok ağrıyor ayakta zor duruyorum inşallah yarına çok ağrımaz. Artık yatayım sabah erken kalkmam lazın :) Hadi bana kolay gelsin :)
10 Ağustos 2006
Sobe:Temizlik :)

Age35 temizlik sobesi başlatmış. Bende bilmeden geçen gün temizlikten sonra mutfağımın resmini çekmiştim. Bu toplu halimi derseniz valla en toplu hali bu :P Biraz dağınığımdırda ben :) Age35 salon yada oturma odası demiş ama elimde mutfak var artık idare edin :) Bir dahaki temizlikte salonda görüşmek üzere :)
Bende bugünlerde temizliğini yapan veya yapacak olanları sobeliyorum :)
Sobe:Temizlik :)

Age35 temizlik sobesi başlatmış. Bende bilmeden geçen gün temizlikten sonra mutfağımın resmini çekmiştim. Bu toplu halimi derseniz valla en toplu hali bu :P Biraz dağınığımdırda ben :) Age35 salon yada oturma odası demiş ama elimde mutfak var artık idare edin :) Bir dahaki temizlikte salonda görüşmek üzere :)
Bende bugünlerde temizliğini yapan veya yapacak olanları sobeliyorum :)
TIKKIDI TIKKIDI TIKKIDIIIIIIIIIIIIIIIIIIIII
İşyerinde hareketli günler var. Eylül ayında bir organizasyon düzenlenecek ne olduğunu yazmayayım. Basında çıkar. Çalıştığım yer ortaya çıkar. Fakat milletin bir senede zor hazırlandığı bişeye bizimkiler 1 ay kala haber veriyor. Tebrik edip elimin tersiyle iki kafa atmak istiyorum. Bütün işide üç kişiye yıktılar. Saygılar sunuyorum. Cahillerle bilgisizlerle aynı zamandada her işe atlayanlarla çalışmaktan nefret ediyorum. Yine bana işler yine bana mide ağrıları kaldı stresten.
Bu yurtdışı eğitimi konusunda fikirlerini paylaşan herkese çok teşekkür ederim. İnşallah gitmeyi düşünüyoruz. Şimdilik değil malesef. Eşim 2004 Mayıs Les e girmiş. 2 yılı dolmuş puanının dolayısıyla başvuramıyor. Zaten burada yüksek lisansını yapıyor. 1 sene içinde bitecek. ikinci yüksek lisansı askerliğini yapmadığı içinde kabul etmiyor meb. Hayırlısı. Doktora için kesin düşünüyor. Bu arada benimde mahkeme vs belli olabilirde bende mezun olursam kebap olur. İkimizde doktora için gidebiliriz. Bu arada mümkün olduğunca tutumlu yaşayıp para biriktireceğiz. Gerekli sınavlardan gerekli puanları almaya çalışacağız. Cv mizi genişletmek için çalışacağız. İşyerlerindeki aptalları ve sıkıntıları takmayıp. Önümüze eğitimimize bakacağız. Babamın mali durumu iyidir. Onunda desteğini alırsak süper olur. İnşallah :P Kendisi şu an yaklaşık 11 öğrenciye burs veriyor. Eh iki tane daha katsa nolacakki :P
Bugün eşimin Denizli'den arkadaşı geliyor. Kendisi evde evi şööyle bir süpürürsen sevinirim dedim. Mırın kırın etti. Bakalım rezil olmayalım çocuğa :) Yemekde yok. Buzlukta börek vardı. Eşim ne dert ediyorsun yaa diyor. Bu adam mutfak, misafir ve temizlik konusunda beni hiç anlamıyor. Anlamasınıda beklemiyorum. Tamam hayatım diyorum ben yine kendi işime bakıyorum :)
Gecen gece sıcaktan zar zor uykuya dalmışım. Gece telefon caldı. No görünmüyor. Korktum birden kötü birşeymi oldu diye. Açtım."Uyuyormusun?" diye bir ses. Uyku sersemi ses tanıdıkta geldi. Kimsiniz dedim. Tekrar "Uyuyormusun?" dedi. Eşime uzattım alo dedi. Telefon kapandı. Salah herif. Şimdi uyu uyuyabilirsen sıcak zaten bayılacağız. Eşime "suuuu, suuuu, çoookkkk suusaadııımm" diye mızıldandım. Bu sallamadı. "Noluuurr. Telefon çalınca çok korktum su içmem lazım" :P dedim. Bu zavallımda mecburen oflaya poflaya gitti getirdi. İçtim suyumu zar zor uyuduk sonra.
İçim daralıyor. Çok bunalımdayım aslında. Haber seyretmiyorum. İyice daralıyorum. Kitap okumaya çalışıyorum. Bir süre sonrada sınavlara hazılanmaya başlayacağım. Şu yaz rehaveti geçsin. Sonbaharda inşallah. Sıcakğı sevmiyorum. Bahar gelsin. Hatta soğuk gelsin. Soğuktan şikayet etmem ben severim soğuğu.
07 Ağustos 2006
Hımmmm bilmemki [?_?]
Yurt dışında master doktora yapan sevgili arkadaşlar. Sizlere sesleniyorum. İşin artı ve eksilerini bildirirseniz çok sevinirim. Malum siz yaşıyorsunuz. Örnek teşkil ediyorsunuz. Fikirlerinize ihtiyacım var. Şimdiden çok teşekkürler.
Boğasım var!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
Cuma günü doktora gidecektim. Kasığımda ceviz büyüklüğünde bir kütle oluştu. Ağrı yapınca randevu aldım. Doktorun acil işi çıkmış. Ertesi güne randevu verdiler. O günü annemlerde geçirdik. Okey vs oynadık. Yengemlerde var. Doktora gittik. Terbezi iltihaplanması dedi. Lenf bezlerimdede iltihap varmış. Antibiyotik verdi. Cumartesi tekrar bakacak. Geçmezse küçük bir operasyonla alacak. Allah beterinden saklasın. Bununla atlatayım. Sonra kanyona gittik. Sıcaktan yada benim kasığımdaki ağrı yüzünden fazla gezemedik. Ordan arabayla asyaya geçtik. Beykoza kadar gittik. Yemek yedik. Eve geldik. Pazar günü misafirlerim olduğu için sarma yaptık. Börek yaptık. Yemekten sonra lunaparka gittik. Çok eğlendim. Çok güldüm. Yine gitmek istiyorum ama eşim bakarken midesi bulanıyor beni bir daha götürmez arkadaş bulmam lazım :) Tekrar annemlere gittik yine okey oynadık (buara okeye sarmış durumdayız bakalım ne zaman sıkılacağız). Ertesi gün tatlımı kekimi salatalarımı hazırladım börekleri pişirdim. Annemle yengemde yardıma geldi. Annemin gelmesinin diğer bir sebebide gelenler benim üniversiteden arkadaşlarım. Gelenler ya eşiyle, ya nişanlısıyla yada sözlüsüyle gelecekti ve annem onları göremezse çatlardı merakından :) Zaten annem bizim sınıfın sınıf annesiydi üniversite zamanında. Sınıfın %90 ı dışardan gelmişti. Biz yemeklere gezmelere götürürdük sınıftakileri. Hepsi annemi ve babamı çok severler. Sınıfımız 20 kişilikti. Aile gibiydik. Çok şükür görüşmesekde aramızdaki bağ değişmemiş. Çok güzeldi yedik içtik güldük eğlendik. Eşlerde uyumlu olunca eski günlerdeki gibi oldu herşey. Hatta bir arkadaşımız 1 aylık evli eşide amerikalı çat pat türkçesiyle o bile çok eğlendi :) Bir arkadaş bu ay sonu evleniyor. Diğerleride önümüzdeki günlerde söz nişan yapacak. Güzel günler var önümüzde.
Ohhh bunları yazmak hatırlamak bile içimi açtı sıkıntımı hafifletti. Eşim hep diyor küçük insanlara basit insanlara takılıp hayatını zehir etme. Konumuza mevzu bile etme diye. Ben işte biraz takılıyorum. Neyse fazla sıkmayacağım canımı ve bana verilen işe daha önce bahsettiğimde vaaauuwww süper keşke bana verseler diyen eşimin kardeşini arayıp buraya çağıracağım ve inşallah gelirse ona yaptıracağım. eheueheuhe :)
01 Ağustos 2006
Allah bütün öğretmenlerimize sabır, güç, kuvvet; gençlerimizede akıl fikir versin
Darlanıyorum offf

Az önce bir blogda savaş resimleri gördüm. Haber seyretmezdim dün bir şehit cenazesine denk geldim. İçim kabarıyor. Gözlerim yanıyor. Boğazım tıkanıyor. Deli gibi ağlayasım var. Allah'ım bu zalimler düzeleceklerse ıslah et, düzelmeyeceklerse helak et. Bu zulüm gayretullaha dokunacak. İnsanlara dokunmuyor çünkü. Nedir bu vahşet aklım hayalim almıyor.
Söyleyecekte hiçbirşey bulamıyorum.
İşyerimden nefret ediyorum ama bırakıp gidemiyorum. Dün avukatla konuştuk. Davayı açmış. Bilirkişi araştırması ve dava talep etmiş. İdare mahkemeleri genelde dosya üzerinden inceleyip karara varırmış. Biz delil incelemeside istiyoruz. Bilirkişi incelemesi 750-1000 YTL arasındaymış. Bu parayı tık diye çıkarıp verecek durumumuz yok. Çatlasamda patlasamda burada oturup bunalmak zorundayım. En azından tepemden bombalar geçmiyor. Her an ölüm nereden gelecek diye beklemiyorum. Bunları düşününce kendi sıkıntılarımdan şikayetlerimden utanıyorum. Dua edelim hep beraber. Başka ne yapılabilir ben bilmiyorum bilen varsa söylesin lütfen.
31 Temmuz 2006
Ayıya dayı demeye devam böhüüüü :(((
Hiç özlememişim :&
Son üç dört gündür acayip koşturduk. Eşim ÜDS ye girecek onun başvuru kitapçığını al, bankaya para yatır, avukata git, davayı konuş, annelere git, misafirlerle bir gün şileye birgün ağvaya git. Evde çamaşırlar ve ütüler beklesin. Akşam biraz ütü yapayım. Çamaşırlar bir taraftan yıkansın. Ev temizliği içimden gelmiyor. Belki şöyle bir süpürürüm. Yürüyüşlere başlamam lazım. Çok hareketsizim. Eklemlerim ağrıyor artık düzenli yürümem lazım. Fazla yemiyorum ama hareket etmediğim için az yediğim yemeğide yakamıyorum malesef.
Sabah eşim aradı banka dekontunu bulamıyormuş. Kaybettik sanırım. Bankayı aradı veririz tekrar demişler. Kalktı gitti. Yarın sabah verelim çok yoğunuz demişler. Sinirliydi. Napalım kaybetmeseydi :) Yarın son gün yatırmak için inşallah sabahtan verirler.
Dedemin mevlüdü için köyde iken. Kendi evimizden anneannemlere gittik. Ben araba durur durmaz atladım koşturdum içeriye. Çoraplarım ıslanmıştı. Balkona asayım dedim. Balkonun kapısına geldim. ANA!!!! bir baktım dedem balkonda sandalyede oturuyor öyle bakıyor. Dedem burda dedem burda diye zıplıyorum. Dönüp bakıyorum kaybolmuyor. Kafayı yicem. Anneannemde koltukta oturuyordu. Kızım noldu nerde deden diye soruyor. Ben bakıyorum ikide bir ne kımıldıyor nede kayboluyor. Annemler koştu geldi sesime. Herkes şaşırdı ben bayılacam korkudan. Sonra hepsi gülmeye başladılar. Dedemde perdenin arkasından içeriye girdi. Tabiiki dedem değilmiş. Abisinin oğluymuş. Yaşları hemen hemen aynı. Tipleri haraketleri ikiz gibi. Ben birde tül perde arkasında aynı dedem gibi oturmuş yandan görünce yani net göremeyince o sandım. Hayal görüyorum sandım. Adam Almanyadan haberi alınca kalkmış gelmiş. Ben ne bilim onun geldiğini. Fakat hala orada oturan dedemmiş gibi geliyor. İçim bir tuhaf oluyor. Yokluğuna alışamadım hala. Aklıma gelince ağlamak geliyor içimden. Resimlerine bakamıyorum. Allah hepimize sağlıklı hayırlı uzun ömürler versin. Çok acı sevdiğin birini kaybetmek. Allah sabrını veriyor. Yoksa dayanması çok zor bu acıya.
Neyse çok kasvetli oldu bu yazı yine yaa. Kusura bakmayın bir kaç resim yükleyeyim bakalım yüklenirse. Karışık yükleyeceğim :)
Babaannemden istediğim gözlemeler ve bahçesinden taze sebzeler :)



Gelelim geçtiğimiz haftaya Marmara üniversitesinde form satılmadığı için bizde Yıldıza gidelim dedik. Benimde bir iki işim vardı o tarafta. arabada OGS olmadığı ve ne zamandırda boğazdan vapurla geçmediğimiz için vapura bindik. İyi geldi valla boğaz havası.


Blogger fazla resim yüklemeye izin vermiyor malesef. Şile ve ağva fotoları kaldı. Resimler cep telefonuyla çekildiği için pek iyi değil kusura bakmayın.
28 Temmuz 2006
Aman düşmeyin

Dedemin mevlütü için köye annemlerin arkadaşlarıda geldi bizimle. Arabaları üstü açık mercedes. Oğulları bizim 3 kuzeni toplayıp götürürken anneannem arkalarından bağırıyordu "Araba zıplayıverirde düşüverirsiniz yavrum gitmeyin be!" :)
Mevlüt okumaya diğer köylerden gelen iki hocayı bu çocuğumuz götürmüş. Genç delikanlı tabi hız yapmayı seviyor. Hocalar gidene kadar dua okumuşlar. "Hayatımızda ilk kez mercedese bindik son olmasın Allah'ım" :)
26 Temmuz 2006
Hayırlara vesile olsun
Çok şükür misafirlerimizi güzelce ağırladım. Sucuklu patatesli börek, sosyete mantısı, çikolata soslu pasta, kek, patlıcan salatası, barbunya, yaprak sarması vardı. Resim çekemedim telaşeden. Zaten görüpde kimsenin canı istemesin. Göz hakkı olmasın. Bu kadar insana veremem olmaz şimdi :)
Ayy gelen arkadaşın oğluşu vardı 8.5 aylık. Bir tatlıydı sormayın. Pamuk gibiydi. Öptüm öptüm sevdim. Maşallah çok usluydu. Eşimde çok sevdi. Bizimde olsun artık diye iç geçirdik. Hayırlısı bakalım. Sevgili arkadaşlar bu mübarek günlerde duanıza beni ve bebek isteyenleride katarsanız sevinirim. Bissürü duayı Rabbim geri çevirmez böylece meleklerinden bizlerede birer tane gönderir inşallah :)
Bu arada ben hazırlanırken sabah avukat aradı. Boş işler dekanından ihbarnamemize cevap gelmiş. Bir sürü safsata yazmış cevap olarak. Yarın gidip ayrıntılı konuşacağız bakalım. Hayırlısı artık. Bu işin peşini bırakmayacağım bu tez ölede bölede savunulacak bende diplomamı alacağım. İnşallah :)
Yorgunum dostlarım çok fena hemde
25 Temmuz 2006
Döndüm ben
19 Temmuz 2006
15 Temmuz 2006 Saat 14:30
Dedem gitti ebedi aleme göçtü. İnşallah yattığı yerde huzurludur. Bol bol Kur'an-ı Kerim okuyup ruhuna gönderiyoruz. Rabbim günahlarını affetsin mekanını cennet eylesin. Tekrar dirilme ve görüşme umudu olmasa insan kafayı yer. Yok olmadığını bilmek sadece mekan değiştirdiğini gerçek aleme göçtüğünü acılarının dindiğini huzura kavuştuğunu bilmek insanı çok rahatlatıyor gerçekten.
İyiki dedemle bol bol vakit geçirmişim. Okadar çok anım varki. İyiki ölmesinden bir hafta önce ziyaretine gidip muhallebisini kendi ellerimle yedirmişim. İyiki kalbini kıracak kötü bir söz ve harekette bulunmamışım.
Birbirimizi kırmayalım üzmeyelim bu dünya geçiçi. Her an karşımızdakini göremeyecekmiş gibi düşünüp. Öfkemizi sinirimizi yutalım.
Ben çok iyiyim. Çok üzüldüm. Fakat onun huzurla mezarında yattığını düşünmek beni çok rahatlatıyor. Son bakışı gülümseyerekti. Ve aklımda hep öyle duruyor. Özlüyorum fakat cennette hep beraber olacağımız günü düşünüp rahatlıyorum.
Boyumuz kadar yerden çıktık boyumuz kadar yere gireceğiz. Bu dünyada ona göre yaşamak gerekiyor.
15 Temmuz 2006
:(
Sıkıntı sabahtan işyerinde başladı. Kıl müdüre hanımcım beni bir işe görevlendirmiş. Görev yazım elime ulaştığında bundan haberim oldu. Görevi kesinlikle kabul etmediğimi. İşten çıkarılacaksamda çekinmeyin çıkarın dedim. Bir süre onun tartışması sürdü. Beni görevlendirdiği konu şu an olmasada ileride başıma iş açabilir. Bir çok kişide doğru bir tavır sergilediğimi söyledi. Bir üst makamla bu konuyu görüşeyim dedi. Bende iyi dedim. Öğle dışarı çıktık arkadaşla kafamızı dağıtalım dolaşalım dedik. İştah filan yoktu zaten. Süreklide annemle konuşuyorum dedemle ilgili. Durumu ağırlaşmış. Öğleden sonra annem aradı dedeni kaybettik dedi. Kalbi durmuş sonra tekrar çalıştırmışlar. Komaya girmiş. Annem ağlar ben ağlar. Ne dediğini algılayamadım zaten. Apar topar toparlandım babamlara gittim. Neyse biraz sakinleştik. Gidelim gitmeyelim. Annem dedi ben yarın geleyim burda yapacak birşeyimiz kalmadı. Kendiside rahatsız orda durdukça bu sefer oda hastalanacak. Artık deden yemek istemiyor su istemiyor beni tuvalete götürün sırtım ağrıdı düzeltin diyemiyor :(((((((((( dedi. Gel dedik bizde. Bitkisel hayata girmiş gibi birşey. Haber bekleyeceğiz artık. Çok kötü oldum. Ölüm Allah'ın emri diyoruz. Hepimiz öleceğiz diyoruz. Demesi çok kolayda başa gelince insan kötü oluyor.
Tatilimizi iptal ettirdik. Bu halde hiçbiryere gideck halim yok zaten. Nasip bakalım.
Uyuyamadım kalktım. Biraz yazayım rahatlarım dedim ama rahatlamadım. Yazdıklarımı okuyup üzülenler lütfen hakkını helal etsin.
13 Temmuz 2006
Nereye böyle..........
Bu ayda gelmedi bebiş. Allah'ım bana ne zaman meleklerinden birini göndereceksin :/ Bir tane hayal'e bir tanede bana birer melek ver Allah'ım nolur :) Bekliyoruz heyecanla. Sen kullarını çok seversin ve onları üzmek istemezsin. Bizleride hayırlısıyla sevindireceğini biliyorum.
Ben garip bir şekilde kilo alıyorum. Bacaklarım ve vücudumun üst kısmı zayıf. Göbek, bel, basen gittikçe büyüyor (Şekil 1).
Şekil 1 : Benim şişmanlama tarzım :P
Hoş ben pek takmıyorum kilo almayı. Sadece bu şekilsizliğe canım sıkılıyor. Millet kilo aldımı her yanından alıyor ben bon bon şeker gibi kenarlarından sıktırılmış ortadan genişçe bir tarzda kilo alıyorum (Şekil 2). Kilo verdimide direkt yüzümden gidiyor iskelet gibi görünüyorum o zamanda.
Şekil 2
Bölgesel egzersiz yapmam lazım ama bir türlü fırsat bulamıyorum. Fakat bu olaya el koyacağım. Çünkü, beğendiğim hiçbir kıyafeti alamıyorum. İnsanların göz zevkinide bozmaya hiç hakkım yok. İşyerinde kendimi epru şallı gibi sıfır beden hissediyorum çünkü burdaki çalışanlar boy 1.50 kilo 80 ben onların yanında incecik kalıyorum :P Dışarı çıkınca anlıyorum kilolu olduğumu :) Neyse çok geyik yaptım. İnşallah normal ölçülerde bir yazı yazacağım ilerde.
Cumartesi tatile gideceğim daha dün havaya girebildim. Birkaç parça alışveriş yaptım. Eşim arabayı bakıma götürdü. Evdeki çamaşırları toparladım yıkadım astım. Ütüler var. Karar veremiyorum. Akşama hepsine girişsemmi yoksa tatilde giyeceğimiz zamanmı ütülesem. Nasıl olsa bavulda kırışacak yine. Her kıyafeti ütülenmek zorunda olanından aldığım içinde kendimi tebrik etmek istiyorum.
Aslında dedem bu kadar hastayken tatile gitmek istemiyorum. Malesef parasını 2 ay önce erken rezervasyonda ödemiştik o yüzden yanmasın dedik. Annem dedemi ambulansa koyup buraya getirecek sanırım. Burada bize yakın olması daha iyi. Orada teyzem fazla ilgilenemiyor. Torunlarına bakmak zorunda ve maddi durumuda iyi değil. Burada annemin babamdan başka düşüneceği bebesi yok. Çok şükür para durumuda iyi. Daha iyi olur burası. Öteki teyzemde burda bizde burdayız. Gece filan sırayla kalırız yanında inşallah.
11 Temmuz 2006
Hadi gel çiftliğimize geri dönelim !
Dedem için güzel dualarını eksik etmeyen bütün arkadaşlardan Allah razı olsun. İnşallah dedem ve bütün hastalar için en hayırlı olan olur.
Dedemi ziyarete giderken köyümüzden ve benim büyüdüğüm çiftliğimizden (köy ve çiftlik arası 1.5 km) gidelim dedik. Böylece babam hem oradaki tarlalarınabakacaktı. Bizlerde dalından birkaç dene meyva yiyebilecektik. Giderken bol bol resim çekmeye çalıştım ama hepsi güzel çıkmamış. Çünkü arabayla giderken çektim çoğunu :)
Bolu dağlarının virajlı yollarında giderkene 

Bende böyle yerlerde yaşamak istiyorum yaw :/ Mis gibi havası var. Hertaraf yemyeşil. Şırıl şırıl dereler akıyor aralarda.




Yemyeşil dağlarda tepelerde köylerde kendimize göz ziyafeti çektikten ve bu dağlar arasında nefis yemeklerden yedikten sonra menim step bitki örtüsüne sahip köyümüze geldik :)
Kırmızı topraklar :)

Sarı buğdaylar :)

Renkli tepeler :)

Menim memlekette görüp görülebilecek tek yeşil ve sulak alan köy ve çiftlik arasındaki arazidir. Bunun nedenide tam ortadan geçen Aladağ çayıdır :) Köyümüz resmin sağ tarafında çiftliğimiz sol tarafında. Biz bu resim çekilirken çiftliğe doğru gidiyoruz. Ayrıca bu gördüğünüz alan kuş cenneti ilan edilmiştir. Binden fazla kuş çeşidi varmış da bizim haberimiz yokmuş. Sık sık turist geliyor yada üniversitelerden inceleyen kişiler geliyor. Bir çok şarkıcımızda bizim bu dağ ve tepelerde klip çekmiştir :P (örn: Rafet El Roman-Bir Melek Diliyorum, Sinan Özen, Zeynep Dizdar, birkaç kişi daha vardı unuttum. En son olarakta Mahsun Kırmızıgül amcamın Azar Azar klibi :) )


Bu çiftliğimiz :) En sağdaki mavi ev benim büyüdüğüm ev :) O zamanlar rengi farklıydı. Cins yenge oturuyor şuanda zevksiz bir renge boyamış :/
Buda yazları dedemlerde geçirdiğimiz köyümüz. İlkokulda o köydeydi ve biz öğle yemeklerinde dedemlere giderdik kardeşimle. Ne güzel günlerdi. Dedem bizimle oynardı. Şakalar yapardı. Kızdırırdı. Ne istersek alırdı. Gezdirirdi. Traktör sürdürürdü. Caminin hemen yanında evleri. Şimdi onlarsız orası çok boş geldi bize. :((((((((

Buda havuç tarlamız ve havuçlar arasındaki otları temizleyen işçilerimiz. Ben daha küçükkene çalışan insanlar. Ölenler dışında ayrılan olmadı. Hepsi kendi tarlası gibi sahip çıkıp çalışıyor. Çok şükür biz onlardan onlar bizden memnun. Allah bozmasın. Bu gördüğünüz havuçlar birkaç hafta içinde Migros, Şok ve Tansaş reyonlarını süsleyecek. Ankara ve İstanbul'daki marketlerden alışveriş yapanlar poşetlerdeki havuçlar buralardan geliyor. Babam satıyor. Almanızı tavsiye ederim :P


Babamın tarlanın her köşesini inceleme işlemi bittikten sonra köyün biraz yukarısında bulunan evimize doğru yol aldık. Giderkende dedemin bağına uğradık. Eski günler gözümde canlandı hüzünlendim. Çok güzel günlerimiz geçmişti oralarda. :(((







Buda benim ilkokulum :) Şimdi eğitim verilmiyor orda. Artık kasabaya ve ilçeye gidiyor çocuklar. Ne güzel günlerimiz olmuştu yaa :/ Şoförü durduramadımki güzel bir resim çekeyim!

Ve evimiz :) Bu ev birkaç yıllık o yüzden fazla anım yok :)

